20/11/2009 - Beni hatırladın mı?


Sophie Kinsella yazmış bu kitabı. Okuyup eğlendiğim Pasaklı Tanrıça' nın yazarı. Bu kalın kitabı da çabucak ve zevkle okudum. Eğlenceli, merak uyandırıcıydı. Bir kadın bir uyanıyor ki hastahanede ve bambaşka bir hayatı var. Fakat kendisi bunları hatırlamıyor. Tek hatırladığı 3 yıl önce arkadaşlarıyla eğlenceden dönerken düştüğü an. Yani son 3 yılı hafızasından silinmiş. Hatırlama çabaları, hayatı hakkında öğrendikleriyle yaşadığı şoklar, merak, komiklikler, aşk, iş.....vs.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/10/2009 - Elif Şafak' ın Aşk' ı

" Aşk " bitti. Elif Şafak' ın " Siyah Süt " adlı kitabını okumuş, beğenmiştim. Bu kitabı da epey meşhurlaşıp etraftan övgüsünü duyunca aşırı popülerliği ben de kaçıcı etki yaratsa da arkadaşım verince artık okuyayım dedim :) kitap elime gelmiş, bana gelmiş:) oku beni demiş:) Aslında bi ordan bi şurdan bi burdan kitaplar bazen beni yoruyor açıkçası... Demek istediğim farklı ağızlardan farklı yerlerden birşeyler anlatıyor ya bu beni baştan sıktı. Ama sonra sonra hoşuma gitti. Ben kitaptan çok etkilenmedim. Elbette çok değerli sözler, insanlar bahis konusu ama ben yavan hissettim. Bu kitapla Mevlana' yı merak edenler araştıracaktır güzel tarafı bu. Kitapta değerli birçok cümle var. Bunlarda benim seçtiklerim; *Sözün azaldığı yerde, yazı kafiydi. *Ondördüncü Kural: Hakk' ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. " Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir " diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını? *Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir. *Senin gönlün değişirse, dünya değişir. *Otuzsekizinci Kural: " Yaşadığım hayatı değiştirmeye kendimi dönüştürmeye hazır mıyım? " diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/10/2009 - ben enerjiyim

Aura, çakralar, enerji, renkler, hayalde canlandırma teknikleri, meditasyon ve benzeri konulara ilgi duyanlara tavsiye edebileceğim bir kitap "Ben enerjiyim"...İçinde bu konularla ilgili çeşitli alıştırmalar var. Chislane D. Martel yazan ve çeviren Arzu Ünel. Kitaptan birkaç alıntı yapmak isterim fikriniz olsun diye; *Semiran Kirlian (1978'de Sovyet Yönetiminden Liyakat Nisanı almıstır) isminde bir Rus tarafından kesfedilen Kirlian fotografı, canlılar tarafından yayılan enerjinin (aura) saptanmasını saglamıstır. Bu konudaki en tanınmıs örneklerden biri, ikiye bölünmüs bir yapragın fotografıdır. Kirlian'ın fotograf yapragı tam olarak gösterir. "Eksik" parçanın enerji alanı (aura), bütün olarak bulunmaktadır. Bu olay, bir uzvunu kaybetmis olan kisinin, hâlâ o uzvunun varlıgını canlı olarak "hissetmesini", sogukluk, uyusukluk hislerinin kaybolmamasını anımsatır. Fiziksel bir parça eksik bile olsa, uçucu alan onu tam olarak gösterir. Kirlian fotograflarının aynı sekilde, önce tam saglıklı ardından stres altındaki varlıklar üzerine çekilmis örnekleri de vardır. Aura'ları fark edilebilir sekilde degismistir. Bu arastırmalar, enerji alanlarımızın yorgunluk, halsizlik, hastalık veya olumsuz ruhsal durumlarda önemli sekilde degistigini göstermistir. Enerji alanlarımız (aura), uyum içinde titresmedigi zamanlarda, hastalık tehlikesi olusur. Hastalık = uyumsuzluk. Burada, enerjimizi tanımak ve onunla çalısmak; en önemli belirtileri, onlar ortaya çıkar çıkmaz saptamak ve hemen iyilestirmeye çalısmak açısından çok büyük önem tasır. Enerji alanımızı, düsüncelerimiz, olumlu hayaller, yoga, meditasyon, solunum vs. gibi alıstırmalarla önemli ölçüde degistirebiliriz. *Okula baslamasına ragmen çocuk zihinsel yetilerini daha çok hayal dünyasında kullanır. Bir Kızılderili sef, bir prens, bir kahraman olur. Dikkatli biri, çocugun örnek aldıgı kisilikler aracılıgıyla onun gizli arzusunu fark edebilir ve böylece, üstlendigi evrensel görevin yapısını da açıkça görebilir. Çocukların oyunları, en derin ruhsal arzularının ve günlük yasamları için belirlenmis amaçlarının aynası haline gelir. Öyleyse, anne-baba ve egitimci olarak, çocuklarımızın oyun odasında veya okul bahçesindeki hareketlerine yeni bir gözle bakmalıyız. *Yavas, genis ve derin solunum, saglıklı ve duygularına çok iyi hakim olan bir kisiye isaret eder. Buna karsılık, hızlı, kesik kesik ve yüzeysel solunum, gergin bir kisiyi belirtir. Diger taraftan, endiseli biri, nefesini tutacaktır. Yasamın bu anlık durusu, korkunun bir etkisidir. *Bir nefret düsüncesi, siddet olarak büyüyüp gelisir ve hatta sınır noktasında, onu yaratan insanda bir hastalıga yol açabilir. Düsünce-biçimin etkisi, üretildiginde yok olmaz. Tıpkı radyo dalgalarının ulasabildikleri uzaklıktaki her alıcı tarafından alınabilmesi gibi, her birimizin yaydıgı düsünceler de, baska zihinleri, olumlu ya da olumsuz olarak etkilemek üzere tüm dünyaya yayılırlar. Bu nokta, telkinin, kitlesel psikoloji olaylarının ve telepatinin gücünü açıklar. Ayrıca, bir seyin benzerini üretmesi gibi, iyi ve kötü düsünceler de kendi denklerini bulurlar ve onları üretirler.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/9/2009 - Keyfim Yerinde

Keyfim yerinde; * Haftasonu evi temizledim mis gibi oldu. * Dün güzel bir iftar yemeği hazırladık eşimle arkadaşlarımıza..Arkadaşın minik oğlu giderken bana öpücük atıp "ben kendime dikkat edicem sen de kendine dikkat et" dedi ve ekledi "annene selam söyle" yalnız annemi mannemi tanımaz etmez :))) çok şekerdi. Ve bu bıdık hayko cepkin' i çok seviyor. Oysa evde ne dinleyen var ne de seven:) Hatta bu tatlı şey bi gece rüyasında görmüş Hayko Cepkin' i. Rüyasında bunu ısırmış. Bu da uyandığında (hala bahsediyor zaten) nasıl üzülmüş ağlamış. O benim dostum ben onu çok seviyorum neden beni ısırdı diye :))))))) Allahım çocuklaın tatlı dili, hayal gücü beni çoook keyiflendiriyor. * Nihayet banyoya havlupan, kalorifer yaptırdık. ( Banyoya kalorifer koymayan müteahhit' e burdan iyi (!) dileklerimi göndermeyi de eksik etmeyeyim) * Bol bol kitap okuyorum bu aralar... "Model Yatakhanesinin Sırları" adlı kitabı bitirdim geçen hafta . Amanda Kerlin&Phil Oh yazmış. Ünlü bir model olmak isteyen kızların ajanslarının onlara ayarladığı dairede başlarından geçenler var kitapta. Seks, uyuşturucu, ihanetler, hayatlarını sorgulamaları... Sığ bir kitap..ama akıcı ve çerezlik. Şimdi de "Ruj Hikayeleri" diye bir kitabı yarıladım. Aşk dolu bir kitap. 4 yazar yazmış. 4 bölüm. İnternette tebrik kartları satan bir şirkette çalışan kadınların aşk hayatını, beklentilerini anlatıyor kitap. Kathryn Shay, Fiona Kelly, Vivian Leiber ve Lynn Emery. Okuması zevkli, akıcı ve beyazdizimsi :) Ben üniversitedeyken pek okurdum beyaz dizi. O zamanlar beyaz dizi okuyanlar saklardı, utanırdı.
* Bayram yaklaşıyor... Eşimle bayram planlarımızı yaptık. İnşallah keyifli geçecek, sevdiklerimizle çoşkuyla geçecek. Hemi de tatil yuppiii.. * Kardeşim çook merak ettiğim " Komşum Totoro" adlı çizgifilmi hediye etti bana. ( orijinal ismi tonari no totoro ) Gerçi daha izleyemedim bir türlü. Totoro ne mi? Miyazaki' nin ünlü ve nefis olduğu söylenen çizgifilmi. * Müdürüm bugün izinde ve ben de kısık sesle de olsa müzik dinleyerek çalışabiliyorum:) Müziğin iş yaparken, temizlik yaparken, kitap okurken bana arkadaşlık etmesinden çok hoşlanıyorum. * Şirkette çöpe atılacak olan bir kutuyu hello kittyli şirin bir kapla kapladım nefis bir kutu yaptım kendime:) * Eşim bana yorum yazmış Cuma günü :) keyfim yerinde... * Ne zamandır ihtiyacımız olan ayakkabılığı aldık. Tekzenden. Yapması zaman aldı. Allahtan eşim bilmece gibi monte etme işlerinden zevk alıyor. Ben çıldırdım bi sürü parça çıkınca içinden. Ama güzel oldu sonuç :) Umarım kullanışlı ve dayanıklı olur..yanına da boy aynası alıcaz inşallah...işte burda resmi var merak edenlere ...http://www.tekzen.com.tr/new/productdetail.asp?ref=12&urun=800569001 
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/9/2009 - Kocanızı Nasıl Öldürürsünüz?

Nasıl kitap ismi ama :) Dikkat çekici ve vurucu :) " Kocanızı nasıl öldürürsünüz? Ve ev işleriyle ilgili diğer pratik tüyolar " tam adı bu kitabın. Kathy Lette yazmış. 3 evli arkadaş. 3 farklı koca. Ev işleri, ihanet, çocuklar, kariyer, dostluk, öfke.... Esprili dili var kitabın...Belden aşağı bahisleri sevmeyen okumasın ayrıca çünkü belden aşağı konularda geçiyor kitapta. Okuması eğlenceli bir kitap. Evlilikle ilgili de pek negatif tespitlerde bulunuluyor kitapta :) İşte kitaptan birkaç satır; * " Mutsuz bir evlilikten daha yalnız hissettiren hiçbirşey yoktur" diye devam etti Jazz. " Gloria Steinem bir keresinde yalnız kalmanın en emin yolu evlenmektir demişti. Evli bir yalnıuz anne gibiyim Cass, ve sen de öylesin " * Kadın olmanın birçok güzel yanı vardır. Öncelikle batan gemilerden ilk kurtarılanlar arasında olursunuz. Toplum içinde genital organınızın duruşunu ayarlamak zorunda olmamanız ikinci bir sebeptir. Ve üçüncüsü de gizemli jinekolojik rahatsızlıklarınızdan veya sadece "tampon" kelimesinden bile bahsederek erkek patronlarınızı, polisleri veya yaşlı başlı yargıçları korkutabilirsiniz. * " Hadi kızlar. İyi bir kız arkadaş kefaletinizi ödeyerek sizi hapishaneden çıkarır. Muhteşenm bir kız arkadaş ise, " Ulu tanrım! Neredeyse enseleniyorduk! " diye ciyaklayarak sizinle birlikte polisten kaçar."
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
7/9/2009 - Umuda Doğru
Frank Mccourt' un yazdığı Angela' nın Külleri' ni okuduğumu yazmıştım daha önce. Bu da 2. si. Yani devamı. Küçük çocuk büyüdü adam oldu. O da babası gibi içkiye pek hayır demiyor. Aşık oluyor, çocuğu oluyor, öğretmen oluyor, askere gidiyor ve dahası... Akıcı bir kitaptı birincisi gibi..Ama birinciden aldığım zevk başkaydı, bunun sebebi belki de çocukça olmasıydı.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/8/2009 - Dünyayı Değiştiren Kadınlar
 Norgard Kohlagen yazmış bu kitabı. Kitabın önsözündeki bir paragrafta şöyle demiş; " Burada tanıtılan kadınların hepsi er ya da geç "normal" olmadıklarını duymak zorunda kalmışlardı. Kendilerine söylenen kaba sözler "mavi çoraplı" dan, "erkekten dönme" den tutun, "frijit feminist" e kadar uzanıyordu. Herşeye rağmen kendi kendilerine "evet" deme ve kurallara karşı yaşama cesaretini göstermeleri, ancak yıllar sonra mümkün olmuştu. Hele o yıllar; kelimenin tam anlamıyla "Gelişme Yılları", bu kadınların yaşam öykülerind eözellikle dikkatimi çekmiştir. " Kitaptaki birkaç isim ... Florence Nightingale, Simone de Beauvoir, Maria Montessori, Virgina Woolf, George Sand....... Kitabı okurken çoğu kadının çocukluk hayatında ilgisiz, yanlış yetiştirildiğini farketmemek mümkün değil. Bazıları kız olduğu için ikinci plana itilmiş, bazıları dayak yemiş, bazıları zorla istemediği elişi gibi işlerle uğraştırılmış ve okutulmak istenmemiş, bazıları tacize uğramış ailesiyle bile paylaşamamış, ..... Hala süregeldiği gibi erkek ve kadın arasındaki farklılık, ayrımcılık eski yıllarda da farklı şekilde kendini göstermiş. Ben erkeklerin kadınlara göre şanslı olduğunu düşünürüm sıkça... Çünkü "çoğunun" beyni düz mantık çalışır, detaylara takılmaz, sorunlardan kaçma yada sorundan uzakta olduğu zaman hayatına devam etme mekanizması iyi çalışır. Kadın ise "çoğunlukla" detaycı, hassasdır, sorun varsa tüm hayatına yayabilir bu sorunu, kolay unutmaz. Toplumda erkeğe ve kadına dayatılan roller beni kızdırıyor. Erkek ; ev işi yapmaz ( eli kolu yoktur, gözleri kördür tozları göremez!) ,yemek yapmaz ( beceriksizdir, zevksizdir, damak tadı yoktur, parmakları elleri çalışmaz! ) , bebeğin altını değiştirmez ( bebeği kadın tek başına yapmıştır, bebeğe anne bakmak zorundadır, baba sadece agu yapmak için ve etrafta işte benim oğlum/kızım deyip hava atmak için vardır ), ağlamaz ( gözyaşı bezi kurutulmuştur, duygusuzdur, ağlamak zavallıcadır!) ........vb Kadın; İyi araba kullanamaz ( sanki kaza yapanlar sırf kadın ), eş dost akraba ortamında hep ağırbaşlı uyumlu olmalıdır ( canı sıkkın olamaz, eleştiremez, somurtamaz ! ) , ağlarsa zayıftır ve çok gülerse hafif , iyi yemek yapıp ve ev işi yapmayı sevmek zorundadır, erkekle beraber yapılan çocuğa erkekten çok vakit ayırmak zorundadır, .....vb Elbette iki cinsin de farklılıkları aşikardır. Farklılıklar harmanlanmalı yaşam ortak olsun isteniyorsa. Hayat müşterektir. Bence ne gelirse insanlığın başına cehaletten gelir. En büyük görev anne babalara düşüyor. Kız çocuk olsun erkek çocuk olsun adil ve bilinçli eğitmek, hayata hazırlamak gerek. Erkek çocuğa hiç iş yaptırmamak ondan yardım istememek, sen erkeksin diye ayrıcalıklı cümleler söylemek, ağladığında "erkek adam ağlamaz, karı gibi ağlama" gibi cahilce laflar söylemek, pipisine aşırı önem göstermek, şiddete hakkı varmış gibi "sadece" silahlı-dövüşlü oyunlar oynatmak... Kız çocuğuna büyüyünce " sadece" evlenecek ve anne olucak olgusunu yerleştirmek, erkek çocuğunun pipisine aşırı önem verip kızın cinsel organına "cıs" "ayıp" diye yaklaşmak, çok narin kırılgan yetiştirmek.... Tüm çocuklar eşittir. Kız da erkek de hayata özgüvenle hazırlanmalıdır. Toplumumuzda sık duyduğumuz "elalem ne der, teyzenler ne der, komşular ne der.." leri bırakıp kendi hayatımız, çocuklarımız, eşimiz için için yaşamalıyız. Elbette başkasının hakkına tecavüz etmemeyi, saygıyı, terbiyeyi,ayıpı öğreteceğiz. Ama eşitçe. Yani kıza da erkeğe de ayıp, kıza da erkeğe de saygı... Ve yuvamızın içine, çocuklarımızla kendi aramıza başkalarını sokmamalıyız. İki cinse de değerli , özel olduğu hissettirilmeli. İkisine de büyüdüğünde hayatla başa çıkmaları gerektiğinde yuva kurduklarında kendilerini güvenli becerikli hissetmeleri için alt yapı verilmeli. Anne - baba bağımlısı olmamaları, olgunlaşmaları için kendi başlarına birşeyler yapmalarına izin verilmeli, döke saça yemek yesinler, ayakkabılarını yanlış bağlasınlar, soru sorsunlar, kurcalasınlar...... Anne baba hem konuşarak hem de göstererek hayatın en azından bir kısmını ( elbette bir yerden sonra anne baba nın rolü biter ) öğretebilirler, hazırlayabilirler....Model aldıkları anne baba olucak. Okuyan görsün ki okusun, saygı görsün ki saygılı olsun, sağlıklı beslenen görsün ki sağlıklı beslensin...........Bu yüzden anne baba olmak ciddi bir iş. Korku değil bilgi, bilinç gerek. İnşallah bir gün eşimle çocuğumuz/çocuklarımız olduğunda biz de iyi bir anne baba olabiliriz.... Ve hızlı hızlı yazarken ( bir taraftan işler beni bekliyor ) birkaç değerli cümleyi de yazarak yazımı bitirmek istiyorum; * İyi bir çocuk yetiştirmek, hazineler dolusu servetten daha hayırlıdır. Çünkü bunlar yaşayan hazinelerdir. (C.G.Salzman) * Bir babanın çocuklarına verebileceği en büyük hediye annelerini sevmektir. (Anonim) * Bir aileyi idare etmek, bir devleti idare etmekten hiç de daha kolay degildir. (Montaigne) * Çocuğa küçük şeylerden zevk almasını öğreten,ona büyük bir servet bırakmış olur. (Etienne Gilson) * Bir domuza ve bir çocuğa istedikleri her şeyi verirseniz sonuçta çok iyi bir domuzunuz ve çok kötü bir çocuğunuz olacaktır.(Jackson Brown) * Bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatan da, köleliğe, yoksulluğa düşüren de eğitimdir. (Atatürk) * Eğitimin Sırrı çocuğa saygı ile başlar. (Emerson)

|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/7/2009 - Geniş Zamanlar
 İnce bir kitap, anlatımı sade, okuması keyifli. Hikayeler var içinde. Baştaki hikayenin içindeki insanların gözünden farklı anlatım durumu çok hoşuma gitti. Tatilde bir çırpıda okuyuverdim. İşte kitaptan bir lokma ;
"- dede bu kızlar örtünmeyerek günaha giriyorlar. gözlerini kısıp torununa baktı ihtiyar.-beni de günaha sokuyorlar."bak evlat’ dedi ihtiyar. ’şu bahçede vişne toplayan kızların hepsi senin bacılarındır. dayı kızların , emmi kızların .onlarla birlikte büyüdün sen, beşikleriniz yan yana kuruldu avlularda .gönlünü ferah tutamıyorsan onlara karşı,hepsini kara çarşafa soksam da sen yine günaha girersin. günah onların saçlarında değil senin yüreğindedir.kiraz ağacından yapılmış bastonuna dayanarak, zorlukla kalktı yerinden, kendisine destek vermek isteyen torununu eliyle durdurdu.-sen sevabı da günahı da yüreğinde ara."
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/7/2009 - angela'nın külleri
 :( " Angela'nın Külleri" adlı romandan bahsedecektim resim vs aramak için google a girdim ne göreyim adamcağız 20 temmuzda yani yeni ölmüş....Frank McCourt. Radikal' de diyor ki ; " The New York Times gazetesi, Pulitzer ödüllü İrlandalı yazarın, bir tür deri kanseri olan melanoma bağlı olarak gelişen menenjit hastalığına yenik düştüğünü ve 78 yaşında öldüğünü belirtti. ABD’de doğan ancak 1930’lardaki ekonomik buhran nedeniyle ailesiyle birlikte İrlanda’ya geri dönmek zorunda kalan 7 kardeşin en küçüğü Mccourt, 1997’de Angela’nın Külleri ile Pulitzer ödülüne layık görülmüştü. Birçok dile çevrilen ve dünya genelinde milyonlarca kopyası satılan roman daha sonra beyaz perdeye de uyarlanmıştı. Hayatının büyük bölümünü zorluklarla geçiren ve kıtlık sonucu 3 kardeşini kaybeden Mccourt, ünlü romanında da İrlanda’nın kenar mahallelerindeki yoksulluk, açlık ve alkolizmi anlatıyordu. İrlanda’da 13 yaşında okulu terkeden McCourt, 19 yaşında ABD’ye dönmüş ve ilkokul öğretmenliği eğitimi almadan önce bir otelde çalışmıştı. "
Kitabını çok merakla, istekle okudum. Hem bol bol gülümsetti, hem de üzdü. Bir çocuğun gözünden anlatışı çok hoşuma gitti. Şimdi diğer kitabı yani devamı olan "Umuda doğru" yu okuyacağım. Umarım o da bunu kadar zevkli olur.. Tabi öldüğünü bilmek şimdi okurken sanırım daha farklı hissettirecek. Filmini izlemedim, acaba nasıldır.... Ama kitabı tavsiye ediyorum..
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/6/2009 - dilin kemiği yok
 Gazeteci Yalçın Pekşen' in 1980 ve 1990 yılları arasında ünlü şahsiyetlerle yapmış olduğu söyleşilerinin bulunduğu " Dilin Kemiği Yok " adlı kitabı okudum. Şu an yaşayan yaşamayan birçok ünlü var kitapta. Sohbetler çok keyifli, ilgi çekici.. Alıntılar yapmak isterim; Ajda Pekkan - İçki ? - İçkim yoktur. Günde bir kadeh rakı veya iki kadeh... Bir de gazino varsa, sahneye çıkmadan çnce ıhlamurlu viski... Son dakikada içtiğim içki cesaret veriyor. O cesareti almazsam, imkanı yok şarkı söyleyemem. Aslında olur ama ben perfeksiyonistim... Sanırım oradan geliyor. Herşey mükemmel olsun istiyorum. Mesela ben vatka takarım, tozluk takarım. Neden? Bacaklarım ince, kalçalarım nispeten kalın... Vatka kalçayı küçültüyor. Küçük gösteriyor. Kalçası geniş olanlara tavsiye ediyorum. Ama boy uzun olacak. Bunları inceliyorum işte. Bütün bunlarla uğraşıyorum deli gibi... İbrahim Tatlıses - İbrahim bey, genellikle çok hüzünlü şarkılar okuyorsunuz. Mesela ne demek ölürsem kabrime gelme.. Niye bu kadar acıklı? - Peki siz hiç ağlamaz mısınız? Zaman zaman gülersiniz, ama devamlı gülmek olmaz herhalde değil mi? Devamlı ağlamak da olmaz... Bizim oynatan türkülerimiz de var. Niye ona demiyorsunuz? Bülent Ersoy - Eskiden hiç kadınlarla ilişkiniz oldu mu Bülent hanım? Erkekken ? - Hayır... Kesin..hiç olmadı.. Hatta film çevirirken bile rol icabı tabii... Karşıma bir kız koyuyorlardı ve ben ızdırap çekiyordum inanın... Erkek rolü oynamak benim için bir azap oluyordu... Sakıp Sabancı - Pahalı diye almadığınız bir şey oluyor mu? - Valla pazarda... pazara çıkarım... çok zevk alırım..Patlıcanı neden 20 gün sonra yemeyeyim diye valla düşünürüm. Ulan işte bir ay önce patlıcan yoktu.. Yiyor muydun? Yemiyordun. Eh şimdi 20 gün sonra yesen daha ucuz olacak... Pahalı diye almam.. Bunu zengin olmak için düşünmem. İhtiyacım yok çünkü... Bazıları vardır, vay bu portakal iyi...bu büyük...hiç kafam almıyor..büyüğü ne , küçüğü ne.. Kiloyla bu.. Kabuğunu soyup yiyeceksin. Ne diye pahalısını alırsın.. Gene ucuzunu alırım. Turgut Özal - Sıkıntı nasıl şişmanlatıyor? - Düşünceler dolu kafanızda. Bu sırada ne yediğinizi, ne zaman yediğinizi, doğru mu yediğinizi farketmiyorsunuz. Yemek saatleri şaşıyor. Uzun süre yemiyorsunuz, sonra ansızın birşeyler geliyor. Bir yandan iş, bir yandan süratli yemek.. İşte bunlar...
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Yaşamımdan paylaşmak istediklerim... Neşe paylaşıldıkça artar, hüzün paylaşıldıkça eksilir. Hele aşıksan yaşam güzelleştikçe güzelleşir gözünde...
Kategorilerim
nasihat
siir
komiklik
kitapkurdu
izledim ler
takdirediyorum
rastgele
tavsiyeediyorum
Arkadaşlarım
• pulcinella • 19levent63 • nrl • antartika • Blogcu Yardım • minikkelebegim • erguvanlar


SEVİYORUUUMM:)
patatesli yumurtaSPONGE BOPSNOOPYsinema
penguenlerincikboncukEVİM dergisiPEMBE PANTERCHARLIE CHAPLIN
JAY JAY JOHANSONSOUTH PARKdansetmekHEİDİPOLYANNA
tiyatrokişisel gelişim yazılarıköpüklü küvet keyfidergi/kitap okumak
PENGUEN dergisidolmabeyaz peynirMALCOLM IN THE MIDDLE
çizgifilmojeküçük fıstıklı lokumyumurtalı süte batırılıp kızartılmış ekmek
çikolatalı ıslak kekmidye tava muzMAVİ AYKOMEDİ DANS ÜÇLÜSÜ
havaifişek izlemekkarda yürümek, kartopu oynamakkomedi türü filmler izlemek
sürpriz hazırlamakscrablerengarenk çoraplar, çamaşırlarçilek / vanilya kokusu
mum ışığında dinlenmekvazoda taze çiçeklerpsikolojiuğurböceklerihediye almak ve vermek

KENDİME ÖĞÜTLER :)
Süt içBulmaca çözMaden suyu içRengarenk giyin
ERTELEME !Yürüyüş yapNefes egzersizleri yapRutini boz ( sol elle diş fırçalamak, farklı yoldan yürümeler...)
Bol sebze ye ( maydanoz, havuç, brokoli...)ŞİKAYET ETME ! Kumbaranı ihmal etme
İp atlaSürprizci olmaya devam etFesat insanlardan uzak durKendine çiçek al
|