Çarşamba, Temmuz 1, 2009 - mj |
 Çoook küçükken hayal meyal hatırladığım bir çizgifilm karesi dışında İLK sinemayla tanışmam " MOONWALKER" filmiyle olmuştu. As sinemasıydı Osmanbeyde sanırım gittiğim sinema. Şimdi yok o sinema yerinde. Sinemadan çıkınca kendi kendime söz vermiştim artık sık sık sinemaya gitmeliyim diye, çünkü sinemada öyle mutlu öyle kopmuş hissetmiştim ki kendimi. Benim için özel bir filmdi Moonwalker ve tabiki Michael Jackson. Ne albümleri vardı ben de ne de posteri. Şarkılarını duyardık, klipleri çıkardı, dansını taklit eder eğlenirdik. O hep duruyordu anılarımızda ve kafamızdaki yerde. Gittikçe değişti, bi sürü şey yaşadı. Ama ben onu anılarımdaki halimle korudum, yani yüzü bedeni kötüleşmeden, ailevi mahkemesel sorunları olmadan.. O michael başkaydı benim için bu michael başka..Eminim birçok insan için de öyleydi. Ama ölünce ikisi de ölmüş oluyor. Allah rahmet eylesin... |
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Cuma, Haziran 12, 2009 - ilkyardım |
 İşyerimde ilkyardım, iş güvenliği konusunda kısa da olsa bir eğitim verdiler. En ilgimi çeken ise kalp masajı idi. Mankene yaparken bile yoruluyor ve zorlanıyor insan, bir de canlı kanlı insana yapmak ne zordur kimbilir. Allah denemek zorunda bırakmasın. Eğitimle ilgili birkaç not paylaşmak isterim.
* Yangın söndürme cihazını kesinlikle alevlerin üst tarafına değil çıkış yerine dibine tutmalıyız. Rüzgarı istikametimize göre arkamıza almalıyız.
* Yangın söndürme prensipleri ; Isıyı düşürme, Yakıtı giderme, Oksijeni azaltma ve Zincirleme reaksiyonu engelleme.
* Kaza yerinde acil yardım haberleşmesi yapılırken (112) ilk önce mutlaka kaza yerinin adresini açık ve net belirtmeliyiz. Daha sonra yaralıların durumunuve sayısı, kaza oluş şekli ve yol durumuna geçmeliyiz.
* Kaza yerinde ilk yardım edeceğiniz hareketsiz ve sessiz duran olmalı. Eğer nabız ve solunum yoksa kalp masajı gerekir.
* Kalbi çalışan birine kalp masajı yapılması öldürücü olabilir.
* Organ kopması durumunda kopan organ nemli temiz beze sarılıp delik olmayan naylon bir torbaya konup ağzı sıkıca bağlanır ve sonra buzlu su içine konarak hastahaneye götürülür. En çok 6 saat dayanabilir bu şekilde. Kesinlikle organ doğrudan su veya buz içine konulmamalı.
* Göze yabancı bir cisim battığında kesinlikle çıkarılmamalı. Batan gözün dışında diğer gözde kapatılarak hastahaneye gidilmeli. Çünkü gözler birlikte hareket ettiğinden açık olduğunda sorunlu göz de hareket edecektir. Bu da cisim batan gözü etkiler.
* Kanamada damarlara göre ; -atardamar kanaması : Parlak kırmızı renklidir, kalp atımı ile eşzamanlı fışkırır. -toplardamar kanaması : Koyu kırmızı renkli,devamlı akar. -kılcaldamar kanaması : Devamlı, yavaş, sızıntı şeklinde akar.
* İç kanamada vücut dışında ensık görülen belirtiler ezikler ve çürüklerdir.
* Burun kanamasında ; kişi dik oturtulur, başı hafif öne eğilir ve burun kanatlarından iki parmakla bastırılır.Burna, alna ve enseye soğuk ıslak bez konarak lokal soğutma yapılıp kanamayı kontrol altına alabiliriz.
* Yanıklarda mutlaka yanan yer 20 dakika soğuk suya tutulmalı.
* Burkulmalarda buz / soğuksu iyi gelir ( fakat üzerinden birkaç saat geçmişse soğuk uygulamanın yararı olmaz bu durumda şişli morarma ağrıyı azaltmak için sıcak uygulama yapılır ) yükseğe kaldırılmalıdır, hareket ettirilmemeli, dinlendirilmelidir. * 114 zehir danışma merkezi
 |
| • 3 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Çarşamba, Haziran 10, 2009 - fikrimuhim |
Fikrimühim' e üye oldum. Exsir' i deneme maceram da ordan geliyor zaten. ( Bu arada çilek yıkama işini yaptım. O kadar pisdi ki su. )
Eker sütlü tatlıları ve Selva makarna kampanyasına da katıldım. Tatlılardan daha profiterolü denedim, diğerlerine fırsat bulamadım denemek ve denettirmek için sevdiklerime.. Profiterol' u fazla tatlı yoğun kıvamda bulduk eşimle. Ama topları, paketi falan güzeldi. En çok tavuk göğsünü merak ediyorum. Geçenlerde de spagetti yaptım. ( Bizim evde makarna çok pişer, çok severiz her türlüsünü, sadesini ) Kabak ve çarliston biberli. Nefis oldu. Yapış yapış değil, diriydi makarna. Hoşuma gitti. Değişik bir şehriye göndermişler. Ben de yıldızlı şehriye vardı. Seviyorum farklı neşeli şeyleri. Bu şehriye de kurdela gibi ama sanki iki güneş birleşmiş gibi, şirin. İlk çorba yaptığımda deniycem mutlaka. Unutmazsam buraya da yazarım tecrübemi. Sevdim ben bu fikrimuhimi :) |
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Cuma, Haziran 5, 2009 - dilin kemiği yok |
 Gazeteci Yalçın Pekşen' in 1980 ve 1990 yılları arasında ünlü şahsiyetlerle yapmış olduğu söyleşilerinin bulunduğu " Dilin Kemiği Yok " adlı kitabı okudum. Şu an yaşayan yaşamayan birçok ünlü var kitapta. Sohbetler çok keyifli, ilgi çekici.. Alıntılar yapmak isterim; Ajda Pekkan - İçki ? - İçkim yoktur. Günde bir kadeh rakı veya iki kadeh... Bir de gazino varsa, sahneye çıkmadan çnce ıhlamurlu viski... Son dakikada içtiğim içki cesaret veriyor. O cesareti almazsam, imkanı yok şarkı söyleyemem. Aslında olur ama ben perfeksiyonistim... Sanırım oradan geliyor. Herşey mükemmel olsun istiyorum. Mesela ben vatka takarım, tozluk takarım. Neden? Bacaklarım ince, kalçalarım nispeten kalın... Vatka kalçayı küçültüyor. Küçük gösteriyor. Kalçası geniş olanlara tavsiye ediyorum. Ama boy uzun olacak. Bunları inceliyorum işte. Bütün bunlarla uğraşıyorum deli gibi... İbrahim Tatlıses - İbrahim bey, genellikle çok hüzünlü şarkılar okuyorsunuz. Mesela ne demek ölürsem kabrime gelme.. Niye bu kadar acıklı? - Peki siz hiç ağlamaz mısınız? Zaman zaman gülersiniz, ama devamlı gülmek olmaz herhalde değil mi? Devamlı ağlamak da olmaz... Bizim oynatan türkülerimiz de var. Niye ona demiyorsunuz? Bülent Ersoy - Eskiden hiç kadınlarla ilişkiniz oldu mu Bülent hanım? Erkekken ? - Hayır... Kesin..hiç olmadı.. Hatta film çevirirken bile rol icabı tabii... Karşıma bir kız koyuyorlardı ve ben ızdırap çekiyordum inanın... Erkek rolü oynamak benim için bir azap oluyordu... Sakıp Sabancı - Pahalı diye almadığınız bir şey oluyor mu? - Valla pazarda... pazara çıkarım... çok zevk alırım..Patlıcanı neden 20 gün sonra yemeyeyim diye valla düşünürüm. Ulan işte bir ay önce patlıcan yoktu.. Yiyor muydun? Yemiyordun. Eh şimdi 20 gün sonra yesen daha ucuz olacak... Pahalı diye almam.. Bunu zengin olmak için düşünmem. İhtiyacım yok çünkü... Bazıları vardır, vay bu portakal iyi...bu büyük...hiç kafam almıyor..büyüğü ne , küçüğü ne.. Kiloyla bu.. Kabuğunu soyup yiyeceksin. Ne diye pahalısını alırsın.. Gene ucuzunu alırım. Turgut Özal - Sıkıntı nasıl şişmanlatıyor? - Düşünceler dolu kafanızda. Bu sırada ne yediğinizi, ne zaman yediğinizi, doğru mu yediğinizi farketmiyorsunuz. Yemek saatleri şaşıyor. Uzun süre yemiyorsunuz, sonra ansızın birşeyler geliyor. Bir yandan iş, bir yandan süratli yemek.. İşte bunlar... |
| • 2 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Pazartesi, Mayıs 25, 2009 - red bull soapbox |
Evdeki köşeyi bucağı mis gibi temizledim, kullanmadığım sakladığım herşeyi ayıkladım. Hem ev hem içim ferahladı :) İnsan yıllarca kullanmadığı ya işe yararsa diye sakladığı şeyleri kesinlikle halletmeli bence insanın hem kendisinden hem evinden enerji emiyor bunlar herneyseler. Yorgan olur havlu olur kutu olur kağıt olur elbise olur ne olursa yani...ohhhh çok mutluyum:) Dün Maçka' da yapılan 1. Red bull soapbox yarışına gittik eşimle. Hava sıcaktı ve yarış alanı da kalabalık. Eğlenceliydi. İlginç ilginç tasarımlı arabalar, motorsiklet gösterisi, sunucu Doğa Rutkay' ın rahatsız eden sesi, kalabalığı inceleme zevki .. vs Fakat hem vakit azlığından hem de sıcaktan bunaldığımızdan yarısında koyverdik taksime kızılkayalar hamburgere yol aldık. Taksim' e de sırf kızılkayalar hamburgeri yemek için gittik zaten. Sonra doğruuu eve... Bu arada geçenlerde okumuş olduğum "sol ayağım" ın filmini izledim. Filminden kitap kadar zevk almadım ne yalan söyleyeyim. Tabi Daniel Day Lewis müthiş oynamış ama film pek sıkıcı ve farklıydı benim için kitaptan sonra. Feci tatil hissiyatındayım... Çalışmak istemiyorum. Deniz istiyorum. Otel istiyorum. Kitap okumak ve sadece yüzüp yüzmeyeceğimi düşünmek istiyorum. Yatıp yuvarlanmak istiyorum. Aslında henüz çok sıcak değil hava ama ben erkenden tatil hayallerine başladım. İnşallah güzel bir tatil yapabiliriz bu sene.. Ev borcu + tatil biraz zor gözüküyor ama herşeyden kısmaya razıyım :) Hiç gitmediğimiz bir yere gitme hayalindeyim. Mesela kuşadası, kaş, datça,çeşme.. İlk aklıma gelenler bunlar. Buralara hiç gitmedim. Bir otel pansiyon tavsiye etmek isteyen varsa beklerim.... * fotoğraf eski bir yarıştan...
 |
| • 2 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Cuma, Mayıs 22, 2009 - sebze/meyve yıkamak |

Duydunuz mu yada denediniz mi bilmiyorum .. Yeni çıkan bir ürün var. Exsir. Sebze ve meyve yıkama,arındırma konsantresi. Bitkisel bir ürün. Hani sebze ve meyvelerdeki ilaç kalıntıları, kimyasal kalıntılar vs yi temizleyen bir ürünmüş. Ben dün akşam denedim ilk defa. Salata malzemelerimi yıkadım. Hafif köpüklü ve elle ovuşturulduğunda hafif sabunlu gibi. Kapağında ölçü işaretleri var zaten. Kullanımı da kolay. Exsirli suda beklettikten ve ovaladıktan sonra duruladım ve suyu incelemek için beyaz bir kaba boşalttım. Küçük küçük tozlar vardı ve su bulanıktı. Birkaçta çerçöp vardı. Aslında bunu en çok kirli olan çilek gibi meyve yada sebzelerle denemek gerek iyi anlamak için. Ve de bir kapta normal yıkama, bir kapta da exsirle yıkama denemeyi düşünüyorum.sitesinde uzun uzun çeşitli bilgiler var..merak eden bakabilir.. Deneyen varsa merak ediyorum nasıl bulduğunu... http://www.ex-sir.com.tr/ |
| • 3 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Cuma, Mayıs 15, 2009 - devrim arabaları |

Eşim bikaç yıl önce bana anlatmıştı ilk türk arabasının nasıl yapıldığını ve neler olduğunu.. Ve şimdilerde filmini duyunca çok merak ettik, gittik. İyi ki de gitmişiz. Belgesel tadında, doğal, abartısız ve etkileyici bir film olmuş. İzlemenizi tavsiye ederim. Tarihi önemi de olan bir konu çünkü. Taner Birsel çok beğendiğim bir oyuncu. Reha Erdem in filmlerinde karşılaştığım bir oyuncu. Yine büyüleyiciydi. Tabi diğer oyuncular da başarılıydı. Filmde sadece arabanın halk huzuruna çıktığı andaki görüntüleri sevmedim, çünkü kalabalık azdı, sanki insanların arkasındaki atmosfer gerçek değil gibi, yapıştırma gibiydi. Bunun dışında filmde falso hissetmedim, beğendim. |
| • 2 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Çarşamba, Mayıs 13, 2009 - TİYATRO GÖSTERİM |
Çalıştığım şirkette tiyatro kulübündeyim. Nisan sonunda oyunumuz oldu. Merak eden arkadaşlarım vardı. İşte oynadığım iki oyundan iki kare :) birinde roman çingeneyim diğerinde yemekteyizin titiz psikopatı :)


|
| • 4 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Salı, Mayıs 12, 2009 - PSİKOLOJİ |

İnsan psikolojisi, çocuk eğitimi, nöröloji ve daha bir çok konuda faydalı bilgiler içeren programların videoları var. İlgisi, ihtiyacı olanlara tavsiye ediyorum. http://www.mcaturk.com/psikiyatri_videolar.html |
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
Pazartesi, Mayıs 4, 2009 - karmaşık |

Tiyatro gösterim oldu. Harika geçti. Hala iltifatlar, tebrikler devam ediyor :) Şükür herşey yolunda gitti. Biraz heyecanlandım, bacaklarım titredi o kadar. Merakla fotoğrafları ve videoyu bekliyorum. Belki buraya bir fotoğrafımı koyarım sahneden :) Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar filmini izledim geçenlerde. İzlemesi keyifli bir film, izlemeyen de bir şey kaybetmez orası ayrı :) Kadınların ayrıntılara takık halleri iyi işlenmiş. Her kadın böyle mi ? Değil tabi. Ama genelleme yapmışlar doğal olarak. Kadınlar çaresiz , saf gösterilmiş filmde. En dayanamadığım ise evli adamın sarışın afetle ilişki yaşamasıydı. Karısı bırakınca adamı ohhh dedim. İhanete, yalana tahammül edilemez. Ayrıca da erkeği zorla evlenmeye ikna etmenin de faturası ağır olur bunu da göze sokmuş film :) Belli birkaç konuda takılıp kalmış çok geniş ele almamış erkeklerin dili konusunu bence. Ama dediğim gibi izlemesi keyifli. Bekarların alacağı ders ise : " bir erkek aramıyorsa kendini gaza getirme seni istemiyor veya gerçekten istemiyor işte o kadar " .. Belki acı ama gerçek... Sol ayağım kitabını zevkle okudum ve bitttiii çoktan. Christy Brown' un kendi hayat öyküsünü yazdığı kitabı. Akıcı ve basit bir anlatımı var. İnsanın sağlığının kıymetini bilmesi gerektiğini çok iyi anlatan bir kitap. Hüzünlü ama güç verici. Christy' nin kimi zaman içine kapanması, kimi zaman da ümitle birşeyler üretmeye çalışması çok etkileyici. Şu değerli satırları da paylaşmak isterim ; "Doktorların, benden ümidi kesmesini söylemekten başka hiçbir şey yapmadıklarını görünce; yani benim bir insan olduğumu unutarak beslenip, yıkanıp bir kenara kaldırılacak bir şey olarak algılanmam gerektiği vurgulanınca, annem olayların kontrolünü ele almaya karar vermiş. Ben, onun çocuğuydum; yani ailenin bir parçası. Her ne kadar aptal ve aciz olarak büyüsem de, bana diğerlerine davrandığı gibi davranmaya, misafir geldiğinde arka odada kalan ve adı geçmeyen “acayip bir şey” olarak değerlendirmemeye karar vermiş." "Tıbbi tedavi yanında güven ve arkadaşlığa ihtiyacımız vardı. Bize acı veren tek şey, kaslarımız veya organlarımız değildi- bazen iç dünyalarımız, zihnimiz; ilgiye yamuk kollarımız ve bacaklarımızdan daha çok ihtiyaç duyuyordu. Eğri ağızlı ve yamuk kollu bir çocuk, eğer bunları anlamadan büyümeye terk edilirse, kendisine ve hayata karşı çok çabuk bir şekilde aynı eğrilik ve yamuklukla davranmaya başlar. Eğer normal insanlarla kendisi arasındaki “fark” zihnine yerleşirse, bu fikir onunla birlikte gençliğe ve daha sonra da yetişkinliğe dek büyüyecek, böylece hayata, vücudu kadar zarar görmüş bir zihinle bakacaktır. Hayat, onun için kendi sakatlığının, kendi ruhsal acısının bir yansıması olacaktır." Pasaklı tanrıça ... İşte birkaç gün içinde yutarcasına okuduğum epey kalıncana kitap. Yazarı Sophia Kinsela. Hikayesi çok eğlenceli. Uzun anlatmak istemem, çünkü büyüsü bozulur. Hem gülmek, hem şaşırmak isteyenler okusun:) Bir işkolik kadının değişimi var içinde. Hızlı yaşayan, anı yaşamayan, hırslı bir işkadını. Başına neler neler geliyor bu kadının. Çok eğlenceli anlatımı var. Okuması kolay ve yormuyor. Çok beğendim. |
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
Hakkımda
Yaşamımdan paylaşmak istediklerim... Neşe paylaşıldıkça artar, hüzün paylaşıldıkça eksilir. Hele aşıksan yaşam güzelleştikçe güzelleşir gözünde...
Kategorilerim
nasihat
siir
komiklik
kitapkurdu
izledim ler
takdirediyorum
rastgele


SEVİYORUUUMM:)
patatesli yumurtaSPONGE BOPSNOOPYsinema
penguenlerincikboncukEVİM dergisiPEMBE PANTERCHARLIE CHAPLIN
JAY JAY JOHANSONSOUTH PARKdansetmekHEİDİPOLYANNA
tiyatrokişisel gelişim yazılarıköpüklü küvet keyfidergi/kitap okumak
PENGUEN dergisidolmabeyaz peynirMALCOLM IN THE MIDDLE
çizgifilmojeküçük fıstıklı lokumyumurtalı süte batırılıp kızartılmış ekmek
çikolatalı ıslak kekmidye tava muzMAVİ AYKOMEDİ DANS ÜÇLÜSÜ
havaifişek izlemekkarda yürümek, kartopu oynamakkomedi türü filmler izlemek
sürpriz hazırlamakscrablerengarenk çoraplar, çamaşırlarçilek / vanilya kokusu
mum ışığında dinlenmekvazoda taze çiçeklerpsikolojiuğurböceklerihediye almak ve vermek

KENDİME ÖĞÜTLER :)
Süt içBulmaca çözMaden suyu içRengarenk giyin
ERTELEME !Yürüyüş yapNefes egzersizleri yapRutini boz ( sol elle diş fırçalamak, farklı yoldan yürümeler...)
Bol sebze ye ( maydanoz, havuç, brokoli...)ŞİKAYET ETME ! Kumbaranı ihmal etme
İp atlaSürprizci olmaya devam etFesat insanlardan uzak durKendine çiçek al


ÖĞRENDİM
Karnını eritmek isteyenlerin , karınların şişmesine sebep olan bakterileri azaltmak için sıkça yoğurt yemeleri gerektiğini
Dudak çatlaklarının biyotin (H vitamini) eksikliğinden olma ihtimali olduğunu
Maydanoz,dereotu vb otların kağıt peçeteyle buzdolabında saklanırsa kolay çürümeyeceğini
Makyajı süt veya yoğurtla temizlemenin daha iyi olabileceğini
Fırının kapağını her açışda %20 oranında ısı kaybı olduğunu
Elma yağı ile bebeğin göbeğine ve ayaklarına masaj yapmanın gaz sancısına iyi gelebileceğini
Vücudumuzun tükettiği oksijenin çoğunu beynimizin kullandığını
23:00 ile 05:00 saatleri arasında karanlıkta uyunduğunda salgılanan Melatonin hormonunun antioksidan özelliği olduğunu
Bele, vücut ağırlığının 4 katı yük bindiğini
Bilgisayarda en çok enerjiyi MONİTÖRLERin harcadığınıPul biberin metabolizmayı hızlandırdığınıEnginarın karaciğeri yenileyebileceğini

|